23 Aralık 2014 Salı

GÜZİDE GÜLPINAR TARANOĞLU


Güzide Gülpınar Taranoğlu, 28 Ocak 1922 tarihinde doğdu. Güzide Hanım’ın babası Üsküplü. Hacı Kamberoğullarından Tahir Efendi'nin oğlu Rıfat Bey, İstanbul Tıp Fakültesi'nde okumuş ve dördüncü sınıfta, doktorluk yerine kimyager -eczacılığı seçmiş, dört lisan bilen, Balkan Harbi sırasında tutsak edilmiş ve Harbin sonunda, esir değişikliği yapılırken serbest bırakılmış ve İstanbul'a gelip yerleşmiştir. Nevres Hanım'la evlenen Rıfat Bey, böylece Osmanlı-saray kökenli bir aileye içgüveysi olarak girmiştir.
Nevres Hanım'ın ağabeyi Mehmet Ziyaeddin Bey, sarayda musahip muavini ve umum itfaiye alay komutanıdır. Aynı zamanda bir hukukçu olan Mehmet Ziyaeddin Bey, eczacı-kimyager Rıfat Bey'le çok iyi arkadaştırlar. O yıllarda, Türk donanmasının güçlendirilmesi için İstanbul'da yardım toplama faaliyetlerinin önderliğini birlikte yapmışlardır. Meşhur Enver Paşa ve arkadaşlarıyla birlikte aynı ekipte yer almışlardır.
Güzide çok zekidir çocuktur o yüzden yaşı büyütülerek okula kaydı yapılır. Üstün zekâsı, bilgisi, görgüsü sayesinde okuldaki öğrenciler arasında örnek bir öğrencidir Güzide. Okulun başöğretmeni Hayri Bey ve eşi öğretmen Vesile Hanım, Güzide'nin üstüne titrerler. O arada, okula genç, aktif, sosyal faaliyetlere önem veren bir öğretmen daha tayin edilir. Mustafa isimli bu öğretmen, Güzide'nin yeteneklerini keşfetmiştir. Güzide, müsamerelerin öncüsüdür. Sosyal aktivitelerin düzenleyicisidir artık...
Güzide beşinci sınıfa geçtiğinde, babası Rıfat Bey, ağır bir rahatsızlık geçirir ve rahatsızlandıktan beş gün sonra zatürreden 7 Mart 1932 günü, Hakk'ın rahmetine kavuşur. Eğitim-öğretim döneminin sonuna gelindiği için, Güzide'nin okuldan mezun olması beklenir. İmtihanlar neticesinde Güzide okulunu bitirince, annesi, çocuklarını da yanına alarak, İstanbul'a göçeder.1935 yılında soyadı kanunu çıkınca aile "Gülpınar" soyadını alır.
Güzide Gülpınar, İstanbul'da ortaokula, ardından liseye devam eder. O yıllarda, şiir denemelerine başlamıştır. Fakat şiir defterini herkesten saklamıştır.
Lise tahsili bitince, ailesinin yakın dostları ve İstanbul Baş Savcısı Sabri Bey ve babası Rıfat Bey'in Ilgın'dan arkadaşı olan aile dostları avukat Hasan Fehmi Bey'in yardımıyla, bugünkü adı Emlak Bankası olan "Emlak ve Eytam Bankası"nda iş hayatına başlar. Güzide, hem çalışıp hem de okumayı düşünmektedir. Ne varki, o yıl Bilal Taranoğlu ile tanışacak; sevdaları yüreklerinde dolup taşacak, tahsiline devam edemeyecektir.
Güzide bankada çalışırken, aynı serviste şair Ziya Osman Saba da görev yapmaktadır. .Şiir yazdığını kimseye söylemeyen ve şiirlerini ulu orta meydana çıkarmayan, genç Güzide, sıkılgan, ürkek... O'nun şiir yazdığını nihayet bir gün Ziya Osman Saba duyar, Israrla şiirlerini yazdığı defterleri görmek istidiğini belirtir, alır Güzide'nin şiir defterlerini okur. Der ki: "Aman Güzide Hanım, bu şiirler inhisar altına alınmaz. Mutlaka yayına verelim.."der.
Daha sonraları, bir gün emekli maaşını kırdırmak üzere Yahya Kemal Beyatlı bankaya gelir. Bütün personel çevresini sarar. Öğle paydosuna yakındır. İşi bitmez. Başlar herkesle konuşmaya. Oradakilere, kendisine ait şiirleri sevip sevmediklerini sorar. Arkadaşları, kendi aralarında da bir şairin bulunduğunu söylerler. "Kim? Hanginiz?" deyince, o ana kadar bir kenarda sessiz-sedasız duran Güzide'yi gösterirler ve elinden tuttuklan gibi Yahya Kemal'in yanına çekerler. Güzide elini öpmek ister. Yahya Kemal:
-"Hanım kızım, şiiri sever misin? Benim şiirlerimi tanır mısın? Hangi şiirimi seviyorsun" der. Güzide:
-Elbette severim. Sizin şiirlerinizi de severek okur ve bilirim. Ancak, "Vuslat" şiirinizi daha çok seviyorum efendim." der. O ana kadar bütün oradakiler "Ses" şiirini beğenip sevdiklerini söylemişlerdir. Güzide'nin bir başka şiiri, "Vuslat" şiirini sevmiş olmasından ve kendi şiirlerini bilmesinden, öylesine memnun olur ki...
Yıllar böylece geçip gitmektedir. 18 Ocak 1945 günü oğulları Osman ŞANSER dünyaya gelir. Daha sonra kızları doğar. Adı Ayşe Serpil'dir. Ayşe adını, Güzide'nin anneannesi'nin adından almıştır. Güzide ve Bilal Taranoğlu’nun mutluluklarına diyecek yoktur.
1945 yılında Bilal, tıbbiyeden mezun olur ve ilk görev yeri, hükümet tabibi olarak Perşembe’dir. Daha sonra askere gider. Bilal'in askerlik görevi bitince, önce Ağrı'nın Eleşkirt'ine tayini çıkar. Orada fazla kalamazlar. Bir müddet sonra, Samsun'un Çarşamba İlçesi'ne tayin edilir. Çarşamba'da üç yıl kalırlar. Üçüncü senenin sonuna doğru üçüncü evlâtları, kızları Ender Sevil dünyaya gelir... Çarşamba İlçesi'nde, "Kadınlar Birliği", "Yardımsevenler Derneği gibi sosyal amaçlı büyük derneklerde aktif, lider, örnek insan olarak rol alır.
Çeşitli günlerde, bu sosyal amaçlı derneklere gelir temini maksadıyla balolar, sünnet şölenleri, sergiler düzenler. Ramazanlarda fakirlere yiyecek ve giyecek yardımı yapmak, fakir öğrencilere burslar vermek gibi ulvî çalışmalar yapar. Balolara has özel gazeteler çıkarır.
Şiirini ve şairliğini çoğu kere saklar, ikinci plânda tutar. Dostlarından birisinin tayini mi çıktı? Ona güle güle demek, uğurlamak için şiir yazar. Düzenledikleri balo veya toplantı konusuyla alâkalı esprili şiirler alır, kendi elleriyle mizanpajını yaptığı özel gazetelerde ve balo bültenlerinde bunları yayınlar...
1954 yılında, Feyzi Boztepe'nin sahibi bulunduğu ve Ankara'da yayınlanan "Medeniyet Gazetesi"nin genel muhabirliğini üstlenir. Böylece gazeteciliğe de adım atar.
1961yılının sonlarına doğru, Sağlık Bakanlığı Doktor Bilal Taranoğlu'nu müfettiş
kadrosuna, merkeze çağırır... Böylece, Taranoğlu ailesi Ankara'ya gelir, yerleşir...
Güzide Taranoğlu, "Çocuk Esirgeme Kurumu"na Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi olur. Aynı yerde müfettiş üye seçilir. 1961'den 1970'e kadar... O sırada, çeşitli derneklere ısrar üzerine üye olur. Çocuk Esirgeme Kurumunda çalışırken, çocuk yuvasında kalan çocuklar için moral günleri eğlence günleri düzenler. Tanıdığı, sözünün geçtiği bütün ses ve saz sanatçılarını çocuk yuvasına götürür, çocuklara moral günleri düzenler...
1954'den beri Gerze Kaymakamlığı'ndan tanıdıkları şair Nihat Aşar ile 1961'de Ankara'da tekrar buluşmuşlardır. Nihat Aşar, o yıllarda "Çaba Dergisi"ni çıkarmakta olan Halil Soyuer'in yakın arkadaşıdır. Böylece Taranoğlu'nun şiirlerini Soyuer Çaba Dergisi'nde yayınlamaya başlar. 1967 yılına gelindiğinde, eşi Bilal Taranoğlu, şair Halil Soyuer ve Nihat Aşar üçlüsü, Güzide'yi bir kitap yayınlaması hususunda tazyike başlar... 1967'de ilk kitabı olan "Merhaba Dostum", Çaba yayınları arasında çıkar. 112 sayfadan oluşan bu kitapla, Güzide Taranoğlu, Türk şiir dünyasına bir yıldız gibi düşer...
1968 yılında "Mutlu Acı" isimli ikinci şiir kitabını yayınlamıştır. Şiirleri neşredildikleri gazete ve dergilerde ayın en güzel şiiri seçilmektedir. Kimi şiirleri de tanınmış bestekârlarca bestelenmeye başlamıştır bile... Bestelenenler radyoda okunmaya başlanmıştır.
1968 yılında İstanbul'da Divan Oteli'ndeki bir davette tanınmış şairlerimizden Faruk Nafiz Çamlıbel ile karşılaşır. Çamlıbel kitaplarını hediye eder. Faruk Nafiz, Taranoğlu'nun şiirlerini çok beğenir. Kendisine "Sultan Şaire" unvanını verir. Ve ekler: Şiirlerinizde çok güzel ve üstün duygu ve imajlar var. Serbest de yazdığınızı gördüm, ama sultanım, hece'yi bırakmayın, çünkü hem hece'de daha başarılısınız, hem şiir dili, şiire ahenk veren hece'dir." der.
Üstad Faruk Nafiz, iyi bir şiir kuyumcusudur. Has şiiri ve şairi bulunca ve Ankara'da ikamet ettiğini öğrenince, kuzeni İffet Halim Oruz'a ve gene Ankara'da bulunan özellikle de, Halide Nusred Zorlutuna'ya "-Ankara'da sultan şaire Güzide, sana emanet" demiştir.
1970'den itibaren Ankara'da yayınlanan "Zafer Gazetesi"nde "Kadın Kalemiyle" köşesinde makaleler yazmaya başlar...
1970'li yıllarda, Güzide Taranoğlu yine ülkenin en büyük derneklerinden olan "Aile Planlaması Derneği"nin Genel Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmaya başlar.
Bilal, 1973 seçimlerinde Adalet Partesi listesinde birinci sıradan milletvekili seçilir. TBMM.'de örnek, efendi bir milletvekili olarak tanınır. O tarihe kadar, Sıhhıye'de oturan ailesini Farabi Sokağa taşır.
Şiirleri "Memleket, Bursa Haber, Bizim Anadolu, Hür Anadolu, Başkent, Dünya, Gündem, Rize, Tokat, Kayseri Hâkimiyet, Ordu Güneş, Ordu'nun Sesi, Türkiye Tribün, Mücadele, İki Nisan, Son Havadis, Tasvir, Halkın Sesi, Yoz-Koop, 6 Eylül, Zafer, Haber vs." gazetelerde ve "Sesimiz, Eflatun, Bahçe, Hisar, Türkiye, Güvercin, Çaba, Çocuk ve Yuva, Yeni Adam, Turizm Günün Kadını, Ajans Türk" gibi dergilerde yayınlanır.
1974 yılına, ne ülkemizde, ne de dünyada bile emsali görülmemiş bir işe kalkışır. Etamin bezi üzerine ipliklerle ilmek ilmek şiirlerimi elleriyle işler. 1969'da başladığı bu işi, 1974'de 68 parçadan oluşan eseriyle, Ankara'da Zafer Çarşısı alt kat sergi salonunda. Hava Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı yararına sergisini açar. Tabii aldığım övgülerin yanısıra, bütün basında aynı övgü ve ilgi devam eder günlerce.
1974 yılından önceki yıllarda da, Güzide Taranoğlu'nun evi Ankara'lı şair ve yazarların, belirli günlerde uğradıkları bir mekân, bir dergâh haline gelmiştir. Şairler ve yazarlar, belirli günlerde, o'nun evinde toplanırlar, en yeni şiirlerini birbirlerine okurlar ve Taranoğlu'nun kendi elleriyle hazırladığı mönüden tadarlar. 1985 yılından itibaren Taranoğlu'nu Kemalist atılım Birliği'nde aktif görev yaparken görülür ve Genel Sekreterlik görevinde bulunur.
Taranoğlu sürekli basın kartı sahibidir, İlesam ve Mesam'ın da üyesidir. Folklor Araştırmaları Kurumu, folklora verdiği önem ve değeri göz önünde tutarak, o'nu ödüllendirmiş ve kendisine bir çok plâket verilmiştir.
Güzide Gülpınar Taranoğlu'nun Ankara’da 1976 - 2005 yıllarında yayınladığı Aylık Kültür Sanat dergisi GÜLPINAR, genç şairler için adeta bir okul olmuştur.
GÜLPINAR'da yetişen şairler tarafından "GÜZİDE ANA" diye hitap edilen şair Güzide Gülpınar Taranoğlu 30 Aralık 2013 tarihinde vefat etmiştir.

GÜZİDE GÜLPINAR TARANOĞLU'NUN YAYINLANMIŞ ESERLERİ

Merhaba Dostum (şiirler) 1967,
Mutlu Acı (şiirler) 1968,
Tozpembe (şiirler) 1969,
İnsanlar Mutlu Yaşasın (şiirler) 1972,
Ve Mutluluk Çiçek Açar (şiirler) 1975,
Diyorum Ki (özdeyişler) 1976,
Umutlar Canda Çiçek (şiirler) 1984,
Huzur Çağı (şiirler) 1981,
Aşk Yıllara Yenilmez (şiirler) 1989,
Can Parçamız Çocuklar (şiirler) 1993,
Selâmlarım (düz yazılar) 1996,
Şiiristanda Hecelerin Dili (şiirler) 1997
ve Bir Dalda Bin Çiçek (şiir kitaplarının toplaşması) 1997.
Aşk şiir = Hayat (2002)
Sevgi, Yağmur, Aşk Güneş (2003)
Gönül Tahtında Güzide (2004)
Bu Kitap O’nun İçin (2006)
Onu Andıkça Yaşıyorum (2007)
Duyguların Karmaşası (2008)
Duygu Harmanı (2009)


ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:

GÜZİDE GÜLPINAR TARANOĞLU - MİLLİYET için tıklayın


GÜZİDE GÜLPINAR TARANOĞLU - BİLGİ AĞI için tıklayın


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Burda yorum yazacaksan, edip ol edebinle yaz,
Bir korkak gibi gizlenme, adınla soyadınla yaz.

Zeki Çalar


POPÜLER YAYINLAR


DOST SİTELER

Gitmek istediğiniz sitenin logosuna tıklayınız.











Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı